Ana içeriğe atla

Kayıtlar

en sevdiğim gün: hiç gitmiyorsun

https://www.youtube.com/watch?v=qsy-CPMZzvk
“Dolapta kahverengi bir kutu var, onu bana getir.” dedi babam. Dolabın her yerini inceledim, dediği renkte bir kutu yoktu. Döndüm, “Kahverengi bir kutu yok.” dedim babama… “Benimle gel” dedi, dolabı açtı ve “Bu ne?” deyip suratıma ansızın sert bir tokat attı. (Sağlam vururdu rahmetli, öz oğluna değil de sanki bir Yunan askerine vurur gibi.) “Bu ne?” dediği yeşil bir kutuydu. “Ama bu kahverengi değil ki, yeşil!” diyemedim, çünkü bu sefer on tokatla beraber tekme de yerdim. Sustum. Haksızlığa ilk uğrayışımdı ama son değildi.
Adalet takıntımın doğum tarihi o geceydi sanırım. Yumruklarım sıkılı, öfke ve çaresizlik içinde yorganın içine girip ağladım. Sanırım dişlerimi sıkmayı da o gece öğrendim. (Bilmem fark ettin mi, hâlâ sıkarım dişlerimi arada.) Sigarayı bırakırım ama bunu bırakacağımı sanmıyorum: Bu dünyanın adaletsizliği bitmiyor sevgilim. (Yaz: Dişlerini sıkmayı bırak ve sigarayı azalt.)
Oysa ben gene de haklıyken haksız olmaya da adaydım. S…

endymion

Kar bir aralık durmuştu. Knulp bir saniye mola verdi, şapkasında, giysisinde biriken karları silkelemek istedi, ama yapamadı. Perişan ve yorgundu. Tanrı da şimdi çok yakınındaydı. Işıklı gözleri iri iri açılmış, güneş gibi parlıyordu.

"Eh artık hoşnut ol!" dedi Tanrı, "yakınmanın ne yararı var? Bütün olup bitenler iyi ve doğruydu ve hiçbiri de başka türlü olamazdı. Bunu gerçekten göremiyor musun?"

Knulp yine yürümeye başladı. Yorgunluktan sallanıyordu; ama bunu hiç duyumsamıyordu. İçi adamakıllı ferahlamıştı ve Tanrı'nın söylediği şeylerin hepsine minnet duyarak hak veriyordu.

"Bak!" dedi Tanrı, "ben seni olduğundan başka türlü kullanamazdım. Sen benim adıma gezip durdun, benim adıma bir yerde oturan insanlara bir parçacık özgürlük özlemi götürdün, benim adıma çılgınlıklar yaptın ve kendinle alay ettirdin; sende benimle alay edildi; sende ben sevildim. Sen benim çocuğumsun, kardeşimsin, benim bir parçamsın. Sen hiçbir şeyi bensiz tatmadın, hiçbir ac…

zamandan uzakta

https://www.youtube.com/watch?v=Qb7CPNdt3Dc
Orada duruyor. O an, ona bakan biri, gözünün sadece tek bir insanı ayırt edebilecek şekilde yaratıldığına inanabilir. Farkında değil ki başka bir göz de heyecan ve merak içinde kıvrandığı duygularını, on metre ilerisinde hafızasına emiyor, ezberliyor... İlk o görmüştü, şimdi de ben. Kısa bir uykudan, kurabiyeli ve tiramisulu bir günden kalma. Üşümemek için çivit mavisi ince bir mont giymiş. Üşümek ve yazın ortası! Sabahın 5‘i diyedir. Sabahın 5’i ve zamanda ikinci kırılma. Boğazıma sarılmış kollarda bulduğum huzur. Bütün huzursuzluğumun yok olduğu o an!

Sen geldin, benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi, üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Merhamet, saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu Bulutlar geldi, altında durduk

Ev. Ruhumla yüzlerce kez geldiğim bu ev. Ruhumu kapı arkasına astığım bu oda… Bu balkon… Merhaba, uzun bir yoldan geldim. Sana teslim olup, sende yok olup, sensiz kalmaya korkmaktan geldim. Ve sabahın ilk ışıkları... Haya…

remember

"onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin titreme daha fazla kalbim bağışla kendini artık, onu da bırak gitsin bırak gitsin
o senin en ezel gününden kaderin sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin
(…) günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum bana dokunmasın hiçbir şey hiçbir şey yarama merhem olmasın iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye bir camın arkasında durup akan hayata ve zamana baktım.
(…) o kadar uzun yol geldik ki seninle
şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu nasıl yürüyeceğiz?
(biz seninle yoldayken yanımızdan ovalar, ağaçlar; titreşen rüzgârlar akmıştı. bir yolumuz olduğunu yol kazalarını, yol yorgunluğunu o zamanlar biliyor muyduk?)
(…) sonra, çoook sonra, bu parçaların sonunda
sen beni kızını çok seven bir anne olarak hatırla
ben ki hiç kavuşamamıştım sana
(…) aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir
ben bir divan şairi değilim ki sevgilim sana bercesteler düzeyim yine de giderayak, gözlerine, ellerine, ayaklarına tutulmuşluğumu herkes bilsin isteri…

post hoc non est propter hoc

"will you realize what has happened here will you repair all the falling tears as long as I'm hopeing will recover it all rediscover.
nobody knows the pain, it's all just been hard from here.
nobody knows... nobody knows a pain that you're in, no one will try to understand.. nobody knows the life that you've lived, nobody cared, no one was there..."

en ce moment

"lili! take another walk out of your fake world  please put all the drugs out of your hand  you'll see that you can breath without not back up  some much stuff you got to understand  lili! you know there's still a place for people like us  lili! easy as a kiss we'll find an answer  put all your fears back in the shade  don't become a ghost without no colour"


등잔 밑이 어둡다 (lâmbanın hemen altında ama hâlâ karanlık)

이제난습관처럼그대이름만부르네요 (şimdi bir alışkanlık gibi adını haykırıyorum)  하루하루가죽을것만같은데 (her gün ölecekmiş gibi hissediyorum)  그대가없는것말고는달라진게없는데 (burada olmaman dışında, farklı hiçbir şey yok)  사랑해사랑해요 (seni seviyorum)